16 Ekim 2026, Cuma | 22:17:22


AVUKAT ZEKİ UÇAR

DÜNYA VE ORTADOĞU PERSPEKTİFİNDE TÜRKİYE’NİN DURUMU
Tarih: 22-09-2026 12:08:00 Güncelleme: 22-09-2026 12:09:14

​Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan çıkışını tek bir ekonomik tedbire veya tek bir siyasi karara bağlamak mümkün değildir. Ekonomi, hukuk, eğitim, kamu yönetimi, demokrasi, üretim ve toplumsal güven birbirini doğrudan etkileyen bir bütün oluşturmaktadır. Bugünkü tabloya bakıldığında temel sorunlar; yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, düşük verimlilik, yatırım ve üretim açmazları, gelir dağılımındaki baskılar ve kurumsal güven ihtiyacı etrafında yoğunlaşmaktadır. TÜİK’in Ağustos 2026 itibarıyla yayımladığı göstergelerde yıllık tüketici enflasyonu %31,75, işsizlik oranı %8,1 ve 2026 yılı ikinci çeyrek büyümesi %2,3 olarak görülmektedir. Bu bağlamda Türkiye için çıkış yolu; istikrar, hukuk, üretim, adalet ve insan sermayesi olmak üzere beş temel sütun üzerine kurulmalıdır.

​Öncelikli olarak ekonomik istikrar ve mali disiplin sağlanmalıdır. Enflasyon kalıcı biçimde düşürülmeden, vatandaşın alım gücünün ve yatırımcının öngörülebilirliğinin yeniden güçlenmesi zordur. Bunun için para politikasında öngörülebilirlik, kamu harcamalarında disiplin, bütçe açığının kontrolü, vergi sisteminin daha adil ve geniş tabanlı hâle getirilmesi, kayıt dışılığın azaltılması ve Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı hedefinin güvenilir biçimde uygulanması gerekmektedir. IMF de 2026 değerlendirmesinde, enflasyonun hâlâ hedefin oldukça üzerinde olduğunu ve dezenflasyon sürecinin yapısal reformlarla desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir.

​İkinci olarak, Türkiye tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçmelidir. Türkiye’nin uzun vadeli problemi yalnızca enflasyon değil; verimlilik ve katma değer meselesidir. Türkiye’nin hedefi daha fazla bina yapmak değil, daha fazla teknoloji üretmek; daha fazla ithalat yapmak yerine daha fazla katma değer yaratmak; ucuz emekle rekabet etmek yerine bilgi ve teknolojiyle rekabet etmek olmalıdır. Bu amaçla özellikle yüksek teknoloji, savunma ve havacılık, yazılım ve yapay zekâ, biyoteknoloji, makine ve elektronik, enerji teknolojileri, tarım teknolojileri, lojistik ve sağlık teknolojileri alanlarına uzun vadeli yatırımlar yapılmalıdır. OECD de Türkiye’nin uzun dönem büyüme kapasitesinin artırılması için becerilerin geliştirilmesi, hizmet sektöründeki giriş engellerinin azaltılması ve kadınların işgücüne katılımının desteklenmesi gibi yapısal reformlara dikkat çekmektedir.

​Üçüncü olarak, hukuk devleti ekonomik politikanın ayrılmaz parçası kabul edilmelidir. Ekonomik yatırım yalnızca faiz oranlarına bakmaz; yatırımcı mülkiyet hakkının korunup korunmadığına, mahkemelerin bağımsız ve öngörülebilir olup olmadığına, devletin sözünü tutup tutmadığına, vergi kurallarının geriye dönük değişip değişmediğine, ihale sisteminin şeffaf olup olmadığına ve kamu kurumlarının liyakatle yönetilip yönetilmediğine de bakar. Dolayısıyla Türkiye’nin ekonomik reformu aynı zamanda bir hukuk ve kurum reformu olmak zorundadır. Bu süreç hukuk güvenliği, kurumsal güven, yatırım güveni, sermaye birikimi, üretim, istihdam ve refah formülüyle özetlenebilir.

​Dördüncü olarak, devlet yönetiminde liyakat ve hesap verebilirlik güçlendirilmelidir. Devletin büyüklüğünden ziyade kalitesi önemlidir. Kamu görevlerinde liyakat, şeffaf atama süreçleri, kamu ihalelerinde açıklık, Sayıştay ve denetim mekanizmalarının etkinliği, kamu kaynaklarının ölçülebilir performansa bağlanması, israfın azaltılması ve kurumların siyasi değişikliklerden bağımsız olarak işleyebilmesi güçlendirilmelidir. Bu durum herhangi bir siyasi partiye özgü bir mesele değil, devlet kapasitesine ilişkin temel bir meseledir.

​Beşinci olarak, vergi sistemi yeniden düşünülmelidir. Vatandaşın adalet algısında vergi sisteminin rolü büyüktür. Temel prensip, çalışan ve tüketici üzerinden alınan ağır vergilerden ziyade vergi tabanının genişletilmesi ve kayıt dışılığın azaltılması olmalıdır. Ayrıca servet ve rant alanlarının vergilendirilmesinde adalet, küçük işletmeler üzerindeki gereksiz yüklerin azaltılması, üretimi teşvik eden vergi düzenlemeleri ve kayıt dışı ekonominin küçültülmesi birlikte ele alınmalıdır. IMF raporlarında da Türkiye için vergi tabanının genişletilmesi ve vergi uyumunun artırılması kritik reform başlıkları arasında değerlendirilmektedir.

​Altıncı olarak, tarım ve gıda güvenliği stratejik sektör olarak görülmelidir. Gıda fiyatları vatandaşın hayat pahalılığını doğrudan etkiler. Bu nedenle Türkiye’nin çiftçiyi üretimde tutması, sulama yatırımlarını artırması, tarımsal planlamayı güçlendirmesi, kooperatifleri modernleştirmesi, gübre ve enerji maliyetlerini azaltması, soğuk zincir ve depolama kapasitesini geliştirmesi gerekmektedir. Çünkü gıda enflasyonu yalnızca ekonomik bir veri değil, doğrudan bir sosyal istikrar meselesidir.

​Yedinci olarak, enerjide dışa bağımlılık azaltılmalıdır. Türkiye’nin enerji ithalatına duyarlılığı hem cari açığı hem de enflasyonu tetiklemektedir. OECD, Türkiye’nin enerji ithalatçısı olması nedeniyle yüksek enerji fiyatlarına karşı kırılganlığına özellikle dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda güneş, rüzgâr, nükleer, enerji depolama, şebeke yatırımları ve enerji verimliliği unsurları uzun vadeli bir ulusal strateji hâline getirilmelidir.

​Sekizinci olarak, eğitim reformu yapılmadan kalıcı kalkınma olmaz. Türkiye’nin en büyük sermayesi petrol ya da doğal gaz değil, 86 milyonu aşkın insanımızın beşeri sermayesidir. Eğitim sistemi ezberden çok analitik düşünceyi, diploma yerine beceriyi, teorinin yanında uygulamayı, yabancı dil, matematik, bilim, teknoloji ve mesleki eğitimi güçlendirmelidir. Üniversite mezunu sayısından ziyade nitelikli insan gücü hedeflenmelidir.

​Dokuzuncu olarak, gençlerin Türkiye’de gelecek kurabileceğine inanması sağlanmalıdır. Bir ülkenin geleceği konusundaki en önemli gösterge gençlerin ülkeye olan inancıdır. Gençlere kaliteli eğitim, liyakate dayalı kariyer imkânları, girişimcilik sermayesi, konut erişimi, özgür araştırma ortamı ve uluslararası rekabet imkânı sağlanmalıdır. Temel amaç gençleri ülkede tutmak değil, Türkiye’yi gençlerin kalmak isteyeceği bir cazibe merkezi hâline getirmek olmalıdır.

​Onuncu olarak, siyasette kutuplaşmadan kurumsal rekabete geçilmelidir. Türkiye’nin enerjisinin önemli bir bölümü siyasi çatışmalara harcanmaktadır. Demokratik sistemin temel mantığı, iktidar değişebilir ancak devlet kurumları baki kalmalıdır ilkesine dayanmalıdır. Hükümetler değiştiğinde ekonomi politikasının temel kurumları, hukuk düzeni ve kamu yönetimi tamamen değişmemelidir. Dolayısıyla Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca iyi yöneten bir hükümet değil, kötü yönetimi de sınırlayabilen güçlü kurumlardır.

​Türkiye için on yıllık çıkış modelinde süreç dört aşamada planlanabilir: İlk sıfır-iki yıl arasında enflasyonu düşürmek, bütçe disiplinini sağlamak, hukuk ve kurum güvenini güçlendirmek hedeflenmelidir. İki-dört yıl arasında üretim, ihracat, tarım ve sanayi yatırımları artırılmalıdır. Dört-yediiyıl arasında teknoloji ve yüksek katma değerli üretime geçiş sağlanmalıdır. Yedi-on yıl arasında ise Türkiye yüksek gelirli, teknoloji üreten ve kurumsal olarak güçlü bir ekonomi hâline getirilmelidir. Bu süreçte önemli bir denge gözetilmelidir: Kısa vadede acı veren bazı ekonomik düzenlemeler ile uzun vadeli kalkınma yatırımları aynı anda yürütülmelidir. Sadece kemer sıkmak Türkiye’yi kalkındırmaz; sadece kamu harcaması yapmak da enflasyon sorununu tek başına çözmez. Nitekim TCMB’nin Eylül 2026 değerlendirmesi de enerji, emtia fiyatları ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon açısından risk oluşturduğunu vurgulamakta; bu nedenle dış şoklara karşı dayanıklılık stratejik planın parçası olmalıdır.

​Türkiye’nin sorunu yalnızca "ekonomi kötü" şeklinde tanımlanırsa çözüm eksik kalacaktır. Daha kapsamlı ve doğru tanım şudur: Türkiye’nin temel ihtiyacı, ekonomik kaynaklarını, siyasal gücünü ve toplumsal enerjisini öngörülebilir bir hukuk düzeni, güçlü kurumlar, üretim, bilim ve insan sermayesi etrafında yeniden örgütlemektir. Kısacası Türkiye’yi krizden çıkaracak formül bir parti veya iktidar değişikliğinden öte; hukuk, liyakat, fiyat istikrarı, mali disiplin, üretim, teknoloji, eğitim, enerji bağımsızlığı, sosyal adalet ve demokratik denetim kurumsal çerçevesinde aranmalıdır.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YAZARLAR TÜMÜ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

HAVA DURUMU

Batman
18°
Parçalı bulutlu · Nem %74 · Rüzgâr 10 km/sa
CMT
27° 15°
PAZ
25° 14°
PZT
25° 13°
SAL
24° 14°
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

PUAN DURUMU Süper Lig · 2026/2027

# Takım O G B M AV P
1 Galatasaray 7 5 1 1 +5 16
2 Beşiktaş 7 5 0 2 +8 15
3 Amedspor 7 4 2 1 +8 14
4 Fenerbahçe 7 4 1 2 +13 13
5 Trabzonspor 7 4 1 2 +11 13
6 Arca Çorum FK 8 4 1 3 +5 13
7 Corendon Alanyaspor 7 3 3 1 +2 12
7 Kocaelispor 7 4 0 3 +2 12
9 Kasımpaşa 7 2 4 1 0 10
10 Çaykur Rizespor 8 3 1 4 -3 10
11 Istanbul Basaksehir 7 2 2 3 -1 8
12 Gaziantep FK 7 2 2 3 -3 8
13 Gençlerbirliği 7 2 2 3 -8 8
14 Erzurumspor FK 7 2 2 3 -8 8
15 Göztepe 7 1 3 3 0 6
16 Konyaspor 7 1 2 4 -4 5
17 Samsunspor 7 1 1 5 -9 4
18 Eyüpspor 7 1 0 6 -18 3
Henüz anket oluşturulmamış.

ŞANS OYUNLARI 4 çekiliş

Sayısal Loto14.10.2026 · 123. hafta
1 3 65 66 79 81 50 20
Şans Topu14.10.2026 · 82. hafta
2 4 14 31 32
Ek top bu çekiliş için yayımlanmadı
Süper Loto15.10.2026 · 124. hafta
31 32 39 45 49 54
10 Numara16.10.2026
1 2 5 10 12 14 24 28 30 31 32 33 39 47 48 53 66 68 71 74 76 77
İLUH HABER AJANSI
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI